OMira’nın Hikayesi.
Paylaş
Bir Ritüelin Doğuşu
Bazen bir fikir, bir alışkanlığın içinden filizlenir.
Benim hikâyem de öyle başladı. Uykudan önce kendime dönmenin, nefesimi, bedenimi ve kalbimi dinlemenin yollarını ararken… küçük bir rutin, büyük bir dönüşümün kapısını araladı.
Göbeğime birkaç damla hint yağı damlatıp, ağzımı nazikçe kapatan bir bantla uyumaya başladım. Küçücük bir adım gibi görünse de, bedenimde ve ruhumda büyük bir fark yarattı.
O kadar sade, o kadar doğal, o kadar etkiliydi ki…
Ve bir noktada, bunu sadece kendim için değil, başkaları için de yapmam gerektiğini hissettim.
Yurt içinde bulamadım, yurt dışında aradım. Bali’nin doğallığında bile tam aradığımı bulamadım. Çünkü ben, en safını, en temizini, en cilt dostu halini istiyordum.
Doğaya, bedene ve ruha saygılı bir içerik…
Kadınların kendine dokunabildiği, kendine şefkat gösterebildiği ritüellerin bir parçası olacak bir şey.
İşte OMira böyle doğdu.
Bir markadan çok daha fazlası; kadınlara, doğallığa, kendine iyi bakmaya bir övgü…
Maddi kaygıdan uzak, maneviyatla örülü bir yolculuk.
Çünkü benim için en kıymetlisi, insanlara iyi gelmek. Özellikle de kadınlara…
Onların kendi bedenine, kendi doğasına yeniden aşık olmasını sağlamak.
Bu sadece bir başlangıç.
OMira’nın hikayesi, her kadının kendine dönme hikayesi gibi; içten ,sade ve sonsuz…
Tıpkı ilhamını aldığı sembol gibi ♾️
Hint yağı %100 doğal...
Göbek bandımız turuncu, sakral
çakramızın; ağız bandımız mavi, boğaz
çakramızın rengini taşıyor.
Her biri iyi dileklerle üretildi ve ruhumuza
dokunmayı amaçlıyor.
Adını “OM” mantrasından, “miracle”dan ve
İspanyolca’da “bana bak” anlamından aldı.
OMira, iyiliğe ve içsel dengeye açılan bir
yolculuktur.
OMira, göbek ve ağız
ritüelleriyle bedeninize ve
ruhunuza denge getirir…